Saç ekimi, elde edilen mükemmel sonuçları ile saç dökülmesi tedavisinde gittikçe daha çok tercih edilen bir uygulama haline gelmiştir. Doğru planlama ve uygulamayla doğal ve sağlıklı saçlara kavuşmanızı sağlayacak, hayatınız boyu sizi etkileyecek önemli bir operasyon olan saç ekimine giden yolda ilk aşama karar verme sürecidir. Saç ekimine karar verme aşaması, saç dökülmesinin gün geçtikçe artarak fark edilir boyuta ulaştığı an ile başlar. Bir kişi saç ektirmeye karar verdiğinde doğal olarak önce konu ile ilgili çeşitli kaynaklardan bilgi edinmeye çalışacaktır.
Bu konularda en kolay başvurulan yöntem ise şüphesiz internet aracılığıyla bilgi toplamaktır. Doğru ve yerinde kullanıldığında çok etkili bir iletişim aracı olabilen internet, ne yazık ki bilinçsizce yapılan paylaşımlar yüzünden doğruluğu belli olmayan her türlü bilgiyi de bünyesinde barındırmaktadır. Diğer birçok sağlık alanında olduğu gibi, saç ekimi alanında da gerekli niteliklere sahip olmayan insanlar yanlış bilgilendirme yapabilmektedir. Sağlık söz konusu olduğunda, internetten ve diğer medya organlarından edindiğiniz bilgileri tartarak değerlendirmenizi ve bilimsel kurumlara güvenmenizi tavsiye etmekteyiz.

Bu yazımızda sizlere saç ekimi hakkında doğru bilinen en yaygın 10 yanlışı açıklamalarıyla birlikte anlatmaya çalışacağız.

    1. Saç ekimi geçici bir tedavi yöntemidir.
    2. Saç ekimi işlemini sadece erkekler yaptırabilir.
    3. Saç ekimi acı veren bir tedavi yöntemidir.
    4. İleri yaşlardaki kişilere saç ekimi yapılması uygun değildir.
    5. Saç ekimi işleminde en iyi sonuçlar genç yaşta alınmaktadır.
    6. Saç ekimi yaptıranlar sonuçlarını hemen görebilmektedir.
    7. Saç ekimi çok pahalı bir tedavi yöntemidir.
    8. Başka bir kişiden alınan saç kökleri ile saç ekimi yapılabilir.
    9. Saç ekimi işleminden önce hastaların saçları tamamen tıraş edilmektedir.
    10. Saç ekimi işleminden doğal bir görünüm elde edilememektedir.

Saç ekimi geçici bir tedavi yöntemidir

Saç ekimi hakkında doğru bilinen yanlışların ilk başında, saç ekimi prosedürünün geçici bir tedavi yöntemi olduğu düşüncesi yer alır. Ekilen saçlar, donör bölge olarak tanımlanan ense kısmından alınmaktadır. Bu alan “güvenilir bölge” olarak da bilinmektedir. Bu bölgedeki saç folikülleri DHT hormonundan etkilenmediği için saç dökülmesine karşı dirençlidir. Ekilecek saç kökleri donör alan dediğimiz, saçların dökülmeye dirençli bölgesinden alındığı için, donör alanı ile aynı genetik özellikleri taşıyacaktır. Dolayısıyla yeni ekilen saç folikülleri, ileriki yıllarda da dökülmeye karşı dirençlerini korumaya devam edecektir. Bu aşamada şok dökülmesi evresinden kısaca bahsetmek yerinde olacaktır.
Saç ekimi işlemlerinden yaklaşık 2 ile 4 hafta sonra gerçekleşen şok dökülmesi, operasyon sonrası ekilen saç foliküllerinde ve saçlı deride ortaya çıkan kısa süreli bir travmanın sonucudur. Ekimden sonra görülen kaçınılmaz bir süreçtir.
Son derece normal ve geçici bir durumdur. Şok dökülmesi evresinde ekilen saçlar dökülse de kökleri zarar görmez, alttan yeni çıkacak saçlara gerekli alanın açılması sağlanır.

Saç ekimi işlemini sadece erkekler yaptırabilir

Saç ekimi deyince akla daha çok erkekler gelse de günümüzde gelişen tedavi seçenekleri bakımından saç ekimi, kadınlar için de artık doğru bir tercih haline gelmiştir. Hatta istatistiksel verilere göre; dünya genelinde saç ekimi yaptıranların yaklaşık %14.7 sini kadınlar oluşturmaktadır. Kadınlar genellikle ön saç çizgisini aşağıya çekmek veya saç yoğunluğunu artırmak için saç ekimine başvurmaktadır. Kadınlara uygulanan saç ekimi işleminde saçların tamamının kazınması gerekmemektedir. Saç köklerinin alınacağı alanı oluşturmak için kafanın arkasında iki kulak arasında görünmeyecek şekilde tıraş yapılarak, küçük bir pencere açılır. Görünüm açısından herhangi bir değişikliğe neden olmadığı için de operasyonun yapıldığı bile anlaşılmaz. Bu nedenle saç ekimi kadınlar tarafından da sıklıkla tercih edilmektedir.

Saç ekimi acı veren bir tedavi yöntemidir

Saç ekimi operasyonları, özellikle son 10 yıl içerisinde büyük değişimden geçerek, artık dünya genelinde yerleşmiş bir teknik olarak uygulanan, FUE teknolojisi ile gerçekleşmektedir. FUE saç ekimi ile elde edilen başarılı ve doğal sonuçlar, beraberinde hastaların konforunu artıracak iyileştirmelere gidilmesine de ön ayak olmuştur. Öyle ki, hastalar artık işlem süresince neredeyse hiç bir ağrı hissetmeden, televizyon izleyerek veya kitap okuyarak vakit geçirebilmektedir. Bu konforu mümkün kılan ise; hem geliştirilen teknikler hem de saç ekiminde çığır açan iğnesiz ve ağrısız lokal anestezi uygulamasıdır. Operasyon öncesinde saç köklerinin alınacağı alan ve sonrasında da ekimin yapılacağı bölge lokal anestezi ile uyuşturulur. Genel olarak bir saç ekimi işleminde, lokal anestezi etkisini göstermeye başladıktan sonra ağrı ve acı hissedilmez. Geleneksel saç ekimi tekniklerinde anestezik maddeler kafa derisine enjeksiyon iğneleri ile enjekte edilir. Bu işlem sırasında hastanın biraz ağrı hissetmesi kaçınılmazdır. Bu uygulama saç ekimi yaptırmaya düşünen ama iğne korkusu olanlar için kaygı verici olabilir. Ne var ki, artık özel anestezi cihazları kullanılarak saç ekimi operasyonu iğnesiz üstelik ağrısız olarak uygulanması sağlanabilmektedir. Bu özel cihazlar, anestezi sağlayan maddeleri basınçlı bir püskürtme işlemiyle cildin altına ulaştırır. İğnesiz enjektörle yapılan deri altı anestezi uygulamasının etki başlangıç süresi iğneli enjeksiyona göre daha hızlıdır bu sebeple çok daha konforludur. İğne korkusu olan ve bu sebepten ötürü saç ekimi yaptırmak konusunda tereddüt yaşayanlar bu yeni yöntem sayesinde operasyonlarını rahatlıkla gerçekleştirebilirler.

İleri yaşlardaki kişilere saç ekimi yapılması uygun değildir

Saç ekimine karşı önyargılardan bir diğeri ise, ileri yaşlardaki kişilere saç ekimi yapılmasının uygun olmadığı düşüncesidir. Herşeyden önce, saç ekimi yaptıracak kişinin donör alan olarak bilinen ense bölgesinde ekim için yeterli ve sağlıklı saçlara sahip olması gerekmektedir. Bir kişinin saç ekimine uygunluğunu yaştan çok saç dökülmesinin paterni belirler. Saç ekimi tedavisi üzerinde yaşın belirleyici olduğu en önemli kriter ise saç dökülmesinin devam edip etmediği yönündedir. Dünya genelinde en sık görülen saç dökülmesi nedeni olan Androgenetik Alopesi-erkek tipi saç dökülmesi-hayat boyu devam edebilen bir dökülme çeşididir. Bununla birlikte dökülme hızının özellikle 35-40 yaşından sonra yavaşladığı bilinmektedir. Bu yaş aralığının altındaki kişiler elbette saç ekimi yaptırabilir ama saçlarının dökülmeye devam edebileceği ve ekim yaptırdıklarında ileriki yıllarda 2. veya 3. seanslara ihtiyaç duyabilecekleri de belirtilmelidir.

Saç ekimi işleminde en iyi sonuçlar genç yaşta alınmaktadır

‘Önlemek, tedavi etmekten daha iyidir’ sözü birçok alanda geçerliliğini koruyor olsa da saç ekimi işlemleri için en iyi çözüm olmayabilir. Bazı insanlar ‘ne kadar erken, o kadar iyi’ diyerek, saç ekimini ön saç çizgisi fazla geriye çekilmeden ve saç dökülmesi çok ilerlemeden yaptırmayı düşünür. Bu, bazıları için doğru bir yaklaşım olsa da, genel kanı, saç ekimini daha ileri yaşlarda yaptırmanın daha fazla avantaj sağladığı yönündedir. Saç dökülmesi yaşayan gençlerin acele ederek, ileriye dönük plan yapmadan saç ekimi yaptırmaları, geri dönüşü olmayan olumsuz sonuçların alınmasına neden olabilmektedir. Saç dökülmesinin stabilize olmadığı vakalarda, ekilen saçların ileride dökülebileceği ve tekrar edilen seanslarla donör bölgenin yetersiz kalabileceği mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle 20 yaş altı gençlerin yanlış bir karar vermeden önce uzman bir doktor ile görüşmelerini, ilaç veya losyon kullanımı ile ilk başta koruyucu tedavi veya yönteme başlamalarını, saç ekimi için acele etmemelerini tavsiye etmekteyiz.

Saç ekimi yaptıranlar sonuçlarını hemen görebilmektedir

Saç ekimi yaptıran insanlar doğal olarak işlem sonuçlarını hemen görebilmeyi ister. Saç ekimi sonrası iyileşme süreci ve saçların sağlıklı bir şekilde büyümesi yaklaşık 12 ay gibi bir zaman diliminde gerçekleşmektedir. Hastaların çoğu, operasyondan 2 ile 3 hafta sonra şok dökülmesi olarak tanımlanan; ekilen saçların aniden döküldüğü, bir aşamadan geçer. Bu, operasyonun ardından neredeyse bütün hastaların yaşadığı doğal bir süreçtir. Korkulacak bir durum değildir. Geçici şok dökülmesini takiben, saç kökleri artık yenilenme sürecine girecektir.
Ortalama 2-2.5 ay içerisinde ise saçlar normal büyüme döngüsüne girerek, her ay yaklaşık 1.5 cm kadar uzayacaktır. 9. ay itibarıyla ekilen saçlar artık kendi formunu kazanmaya başlar ve 1 senenin sonunda ise saçlar, kişinin kendi doğal saç yapısı ile bütünleşerek, kalın ve sık bir görünüme kavuşacaktır.

Saç ekimi çok pahalı bir tedavi yöntemidir

Günümüzde saç dökülmesi yaşayan çoğu insan, eski saçlarına tekrar kavuşabilmek için çok ciddi miktarlar harcayabilmektedir. Her geçen gün daha da büyüyen saç bakım sektörü de bu gerçeği doğrulamaktadır. Peruk benzeri suni saç protezlerine harcanan meblağlar ve senelik bakım masrafları düşünüldüğünde, saç ekimi gibi kalıcı bir tedavinin fiyatı, sanıldığının aksine bütçenize uygun olacaktır. Özellikle Türkiye’ye baktığımızda, fiyatların, kaliteden hiçbir şekilde ödün verilmeden son derece uygun olduğunu ve hastalara en iyi hizmetin sunulduğunu görebilmekteyiz. Saç ekiminde lider konumda olan bir ülke olarak, rekabetin yüksek olması kaçınılmazdır. Ama bu, Türkiye’deki saç ekim merkezlerini daha kaliteli hizmet sunmaya, pek çok gelişime ve şartların iyileştirilmesine yönlendirmektedir.
Ancak yine de belirtmekte fayda gördüğümüz bir nokta şudur: fiyat olarak ucuz diye bir saç ekimi merkezini tercih etmeniz geri dönüşü olmayan sonuçların meydana gelmesine sebep olabilir. Bu yüzden sizlere tavsiyemiz, çok ucuza bu işlemleri yapan kliniklerden uzak durmanızdır.

Başka bir kişiden alınan saç kökleri ile saç ekimi yapılabilir

Saç ekimi hakkında sıklıkla karşımıza çıkan yanılgılardan birisi de başka bir kişiden alınan saç kökleri ile saç ekimi yapılacağı düşüncesidir. Bir saç ekimi operasyonunu mümkün kılan en önemli unsur, ekilecek saç köklerinin kişiye ait olmasıdır. Saç ekimi, saç köklerinin saçlı deriden alınıp, gerekli bölgelere nakledilmesi olarak ifade ediliyor olsa da bu işlem kesinlikle organ nakli gibi düşünülmemelidir. Kişinin donör bölge olarak adlandırılan dökülmeye dirençli alanından toplanan saç kökleri, dökülen alanlara ekildiğinde kişinin vücudu dokunun kendisine ait olduğunu algılar ve ekildiği yerde, alındığı bölgenin bütün karakteristik özelliklerini taşıyarak büyür. Bir kişiden alınan saç kökleri-tek yumurta ikizleri haricinde-başka bir kişiye ekildiğinde, alıcının vücudu dokuyu yabancı madde olarak algılayacak ve reddedecektir.

Saç ekimi işleminden önce hastaların saçları tamamen tıraş edilmektedir

Uygulanmaya başlandığı ilk yıllardan itibaren teknolojik ilerlemelerle birlikte sürekli geliştirilen saç ekimi teknikleri, günümüzde artık saçların tamamen tıraş edilmeden yapılabilmesine imkan tanımaktadır. Tıraşsız saç ekimi,özellikle operasyon sonrasında görünümünde meydana gelecek değişiklikler yüzünden saç ekimi yaptırmak konusunda tereddüt yaşayan kadınlar için son derece cazip bir uygulamadır.

Bu uygulama iki farklı teknik ile gerçekleşmektedir:

1. Görünmeyecek şekilde tıraş yapılan saç ekim yöntemi:

Uzun saçlı kişilerde kafanın arkasında iki kulak arasında küçük bir pencere açılarak saç köklerinin alındığı ekim tekniğidir. Tıraş edilerek açılan bu küçük pencere, operasyon sonrasında üstte kalan saçlar ile örtüleceği için, görünümde bir değişiklik olmayacağı gibi, operasyonun yapıldığı bile anlaşılmayacaktır.

2. Tıraşsız saç ekim yöntemi:

Donör ve ekilecek alanın hiç tıraş edilmeden yapıldığı saç ekim tekniğidir. Tıraşsız saç ekim yöntemi; var olan saçların arasına DHI tekniği ile implanter (choi) kullanılarak ekim yapılması esasına dayanmaktadır. “Küçük bir bölgeye ekim beklenmesi ve ekimin dar bir alanla sınırlı olması durumunda bu yöntem ile başarılı sonuçlar alınabilmektedir.”

Saç ekimi işleminden doğal bir görünüm elde edilememektedir

Bir saç ekimi prosedürü, tecrübe sahibi, uzman bir doktor ile profesyonel bir ekip tarafından yapıldığında sonuçların doğal görünmesi kaçınılmazdır. Saç ekimi işleminden doğal sonuçların alınması doğru planlamanın yapılmasına bağlıdır. Doğru planlamayı; hastanın, yüz hatlarına uyumlu olacak şekilde ön saç çizgisinin belirlenmesi olarak ifade edebiliriz. Bununla beraber hastanın saç kalitesi ve donör bölgedeki saç yoğunluğu da doğallığı etkileyecek önemli unsurlardır. İlk uygulanmaya başladığı yıllarda saç ekimi işlemleri, çim adamı diye tabir edilen doğal ve estetik olmayan bir görünüm ile sonuçlanabilmekteydi. Bu durum ister istemez insanlarda saç ekimi hakkında olumsuz bir algının oluşmasına neden olmuştur. Günümüzde ise saç ekimleri son dönemlerin en yeni ve en modern saç ekimi yöntemlerinden olan FUE yöntemi ile gerçekleşmektedir. 2004 yılından bu yana başarıyla uygulanan FUE tekniği artık pürüzsüz ve keskin Safir uçlarıyla gerçekleşmektedir.

Saçlar farklı açılarda ve yönlerde büyür.

Doğallığın elde edilebilmesi için ekim, belli bir sıklıkla ve var olan saçların çıkış yönü ile açısı dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir. İşte saç ekiminde kullanılan Safir uçları da greftlerin daha sık ekilmesine yardımcı olarak, iz bırakmadan, saç yoğunluğu ile birlikte daha doğal bir görünüm elde edilmesine olanak sağlamaktadır. Her türlü bilgiye çok kolay ve hızlı bir şekilde ulaşabildiğimiz bu dönemde, sizlere tavsiyemiz, araştırma yaparken yeterli derecede özen göstererek, edindiğiniz bilgilerin doğruluğunu sorgulamanızdır.
Saç ekimi alanında bilgi kirliliğinden sizleri bu makalemizle bir miktar uzaklaştırmak ve kafanızdaki anlamsız soruları cevaplamak istedik.

Dr. Serkan Aygın Klinik olarak aklınıza gelen soruları bizlerle paylaşabilirsiniz. Sağlıklı günler diliyoruz.